İş dünyasındaki hikayeniz nasıl başladı?
Şirketimiz 2001 yılında bir aile şirketi olarak kuruldu. Abim Fikret Bayram’ın kurucusu olduğu şirketimiz ilk konut projelerini Antalya’da Çağlayan ve Fener Mahallelerinde yaparak başladı. Daha sonrasında ben de yönetim kuruluna katıldım ve birlikte çalışmaya başladık.
2001 yılından itibaren 24 yıldır firmamız inşaat sektöründe faaliyetlerini sürdürmektedir.
Son 5 yılımızda 873 adet taşınmazın inşaatına imza attık. Bunun 783’ü konut, 39’u villa, 17'si dükkân, 34'ü de ofis nitelikli taşınmazlar yaptık.
Bunlara ek olarak şirketimizin bir de kamu müteahhitliği faaliyetleri oldu. Kaş, Kalkan ve Gündoğmuş ilçelerinde okul, emniyet müdürlüğü binası ve öğrenci yurtları yaptık. Okulları yaptığımız 2016-2017 dönemlerinde Patara bölgesinde yazlık taş evler yapmaya başladık. İç turizme dönük villa kiralama projelerimiz de bu dönemde başlamış oldu.
Şu anda aktif projeleriniz neler?
İki şirketimizle şu anda Antalya merkez, Side, Manavgat ve Belçika’da inşaat faaliyetleri yürüyoruz.
Sözleşmesini geçen hafta imzaladığımız Side’de bir ticari plaza projemiz olacak. Burada 24 adet dükkândan oluşan bir plaza projemiz var. İçinde restoranların, kuyum faaliyetlerinin, turizme yönelik faaliyetlerin olduğu bir proje planlıyoruz. Şu anda inşaat ruhsatının alınma aşamasındayız.
Side Kemer bölgesinde bir villa projemiz var. Manavgat Evrenseki mahallesinde yine Qualista Side adını verdiğimiz bir villa projemiz var. Bu iki projemizde bitmek üzere artık oturum başlıyor. Aksu Altıntaş bölgesinde devam eden villa ve otel projelerimiz devam ediyor. Altıntaş’taki otel projemiz yaklaşık 6 ay sonra tamamlanmış olacak. Otel projemiz havalimanına yakın olması sebebiyle özellikle havayolu ve turizm firmalarının çalışanlarının konaklayacağı bir modelde faaliyetlerini sürdürecek.
Belçika’da 2022 yılında Fiba Construction isimli bir inşaat şirketi kurduk. İnşaat faaliyetlerimiz Belçika’nın Mons şehrinde Fransa sınırına yakın bir bölgede, 10 buçuk dönüm arazi üzerine 12 tane müstakil villa ile başladı. 2025 yazında bu projemizi tamamlıyor olacağız.
Yine geçen yıl 2024 yılında ise yine Belçika’da 10.500 metrekare arsa içinde yaşlı bakımevi olan bir arazi satın aldık. Yaşlı bakımı ve sağlığıyla ilgili de bir projenin şu anda fizibilitesi yapılıyor. Oradaki faaliyetlerimizi böylelikle daha da genişletme amacımız var.
Biraz da Antalya’da yatırım fırsatlarına dönecek olursak, yatırım alanında hangi bölgelere ağırlık vermek gerekiyor sizce?
Antalya bana göre dünyanın ve Türkiye'nin çok bilinen, Anadolu'daki diğer şehirlerden bilinirlik anlamında ayrışmış bir turizm şehri. Çok güzel bir şehirde yaşıyoruz. Dünyanın bence önemli turizm noktalarından biri. Dolayısıyla Antalya'nın hemen hemen her bölgesinde yatırım fırsatı dönem dönem ortaya çıkıyor. Son 5 yıla baktığımızda da özellikle Aksu Altıntaş mahallesinin yatırım fırsatlarının olduğu, inşaat faaliyetlerinin yürütüldüğü, Türkiye'nin önemli inşaat sahalarından biri olduğunu görüyoruz. Altıntaş’ta son 4 yılda 13 adet proje tamamladık. Dolayısıyla yatırım fonksiyonu olan bir lokasyon. Önümüzdeki 3 yıl içinde de gerek altyapı ihtiyaçlarının giderildiği gerek yaşamın başlamasıyla birlikte bu bölgenin hem denize yakın olması hem havalimanına yakın olması sebebiyle de ciddi bir yatırım fırsatına dönüşen bir bölge olacağı kanaatindeyim.
Altıntaş’a ilave olarak yine Altınova bölgesinin de inşaat sektörü açısından önemli bir hale geleceğini düşünüyorum. Önümüzdeki 3 yılda orada gerek ticari fonksiyonlu yapılar gerek otel yapıları gerek konutla ilgili projelerin artarak devam edeceğini ve o bölgenin de Altıntaş gibi nitelikli projelerle kalkınacağını düşünüyorum. Orada da alım fırsatlarının değerlendirilebilir.
Hem sektörel hem kişisel olarak yorumlamanızı istersek Antalya’nın bir şehir olarak artı ve eksileri neler sizce?
Antalya'nın bir liman şehri olmasının iş dünyası ciddi avantajlar sağladığını düşünüyorum. Dünyanın her ülkesinden ziyaretçinin Antalya'mıza gelmesinin iş dünyası için de çok önemli avantajları olduğu kanaatindeyim.
Hem doğa harikası olması hem de tarihi mirasının çok etkileyici olması sebebiyle çok değerli korunması ve özenle üzerine titrenilmesi gereken bir şehir olduğu kanaatindeyim. Antalya pamuklara sarılması gereken bir şehir. Çok güzel bir şehirde yaşıyoruz.
Bana göre şehrimizin dezavantajı ise şehir planlamacılığı ve altyapı ile ilgili bana göre ciddi eksiklikleri var. Yeni imara açılan yerlerin imar planlamasında eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Yollar, hastaneler, okullar, parklar, sosyal tesis alanları gibi alanların daha iyi planlanması gerektiğini düşünüyorum. Bu bir fırsat aslında. Bunu yaptığımızda bu şehre gelecek olan ziyaretçi sayısının da çok daha artacağını, turizm gelirlerinin artacağını, sanayi üretiminin artacağını, buna mukabil de yerel halkın gelirlerinin de artacağı bir şehirde yaşıyor olacağız. Gerekirse, dünyada bu işi çok iyi bilen profesörler, akademisyenlerden şehir planlamacılığı ve altyapı konularında destek alınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü iyi planlanamadığında geriye dönüp bunu onarmak mümkün değil.
Peki son zamanlarda çok konuşulan trafik?
Trafikle ilgili aslında biz de çok dertliyiz. Sektör paydaşlarımız, birlikte iş yaptığımız tedarikçiler, müşterilerimiz trafikle ilgili serzenişlerini her platformda dile getiriyorlar. Bu problemin giderilmesi ile ilgili gerek bölgesel gerekse ulusal kurumlarımızın acilen harekete geçmesinde fayda görüyorum. Antalya'ya yılda yaklaşık 20 milyonun üzerinde turistin geldiğini, iç turizmin de sayısının hesaba katıldığında 30 milyonun üzerinde ziyaretçinin olduğu bir şehirde yaşıyoruz... Dolayısıyla 30milyon kişinin ziyaret ettiği bir şehrin gerek altyapı planlamasının gerekse yol planlamalarının ona göre düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sadece yerel yönetimlerin konusu değil. Bakanlıkların da bu konuya el atması gerektiği düşünüyorum. Bir tane Antalya var çünkü. İstanbul, Ankara, İzmir'deki potansiyelin Antalya'da da olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bu planlamaları yaparken büyük bir metropol, bir şehrin ihtiyacı olan tüm planlamaların yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Antalya'dan çıkmış başarılı bir iş insanısınız. Bayrağımızı Belçika’da dalgalandırıyorsunuz. Sektöre yeni giren paydaşlarınıza tavsiyeleriniz neler?
Türk şirketler dünyanın her yerinde önemli projelere imza atar haldeler şu anda. Aynı mesleği yaptığımız şirket sahiplerine yurt dışında yatırımı çok tavsiye ederim. Orada gerçekten başka bir öngörüye ve başka bir deneyime sahip oluyorsunuz. Özellikle Avrupa'da yaptığınız inşaat ya da sektör dışı başka yatırımlarla şirketlerin hem vizyon olarak hem de mesleki becerilerinin geliştiğine tanık oluyoruz.
Başka bir ülkenin yasalarının, kaidelerinin, kurallarının olduğu bir coğrafyada, Türkiye'de başlayıp yurtdışında iş yapmaya devam etmek bana göre çok önemli. Çünkü burada kaslarımız her zaman çok güçlü ve oradaki yapıya hızlıca adapte olacaklarından emin olabilirler.
Biz Antalya'da yerel bir inşaat firmasıyız ve hayalimiz Avrupa'nın merkezinde projelerimizle sesimizi duyurmak. O bölgenin mimari yapılarına uygun projeler geliştiriyoruz. Böylelikle hem o inşaatların yapımında buradan gönderdiğiniz inşaat malzemeleri ile ilgili ihracata da katkı verecek bir iş kültürü oturtmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla tavsiyem yurtdışına da meslektaşlarımızın yatırım yapması olacaktır.
2025 ve sonrası için ‘Bu ülkeye ya da bu şehre bunu kazandırmak istiyorum’ dediğiniz projeleriniz var mı?
Antalyamızda önümüzdeki 20 yılda kentsel dönüşüm projelerini çokça göreceğiz. Bizler de 2025 yılından itibaren bu konuda araştırmalar yapmaya, adımlar atmaya başlıyor olacağız. Şehrin silüetini bozmadan eski yapıların yerine depreme dayanıklı ve modern yapılarla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Peki emlak ya da inşaat dışında nasıl bir hayatınız var? Antalya'da nasıl vakit geçiriyorsunuz ya da boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Genelde hafta sonlarını aileme ayırıyorum. Antalya'da aslında vakit geçirmek çok keyifli. İlk fırsatta kendimi doğaya atmayı çok seviyorum. Onun dışında spor yapmayı seviyorum, yürümeyi, yüzmeyi, basketbol oynamayı seviyorum. Zaman buldukça onları da yapmaya gayret ediyorum.
İlave olarak deniz tutkum var onu söyleyebilirim. Uzunca süredir Ege'de özellikle Datça, Bozburun, Selimiye, Marmaris bölgelerinde teknede vakit geçirmeyi seviyorum.
Dediğim gibi doğa ve deniz benim için vazgeçilmez. Yaşadığımız şehir de bu tutkuya aslında çok müsait. Dolayısıyla hem kayak yapabileceğiniz hem denize girip yüzebileceğiniz, aynı anda birçok hobiyi de bir arada yapabileceğiniz imkanlar sunuyor Antalya'mız.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
2025 yılının, ülkemiz için, ticari faaliyetleri olan tüm şirketler için parlak ve verimli bir yıl olmasını diliyorum.
Yeni projelerimizde görüşmek dileği ile.
Teşekkürler…